Bir Sofraya Kaç Suskunluk Sığar?
Akşam, Sokağın başından ağır ağır geliyordu. Pencerelerde ışıklar yanmış, Herkes kendi evine dönmüş, Ama kimse günün yükünü Kapının dışında bırakamamıştı.
Bir Sofraya Kaç Suskunluk Sığar?
Akşam,
Sokağın başından ağır ağır geliyordu.
Pencerelerde ışıklar yanmış,
Herkes kendi evine dönmüş,
Sokağın başından ağır ağır geliyordu.
Pencerelerde ışıklar yanmış,
Herkes kendi evine dönmüş,
Ama kimse günün yükünü
Kapının dışında bırakamamıştı.
Kapının dışında bırakamamıştı.
Bir sofraya kaç suskunluk sığar?
Babanın cebinden çıkardığı
Buruşmuş hesap kâğıdı kadar.
Annenin marketten dönerken
Yarı yolda değiştirdiği alışveriş listesi kadar.
Buruşmuş hesap kâğıdı kadar.
Annenin marketten dönerken
Yarı yolda değiştirdiği alışveriş listesi kadar.
Bir çocuğun vitrine bakıp
İstemekten vazgeçtiği şeyler kadar.
İstemekten vazgeçtiği şeyler kadar.
Masanın ortasında ekmek vardı,
Yanında bölüşülmüş bir akşam.
Tabaklar sıralanmıştı,
Bardaklar yerli yerindeydi,
Yanında bölüşülmüş bir akşam.
Tabaklar sıralanmıştı,
Bardaklar yerli yerindeydi,
Ama herkesin içinde
Başka bir hesap konuşuyordu.
Başka bir hesap konuşuyordu.
Baba,
İş yerinde duyduğu haberi anlatmadı.
Anne,
Pazarda kaç kez fiyat sorduğunu.
İş yerinde duyduğu haberi anlatmadı.
Anne,
Pazarda kaç kez fiyat sorduğunu.
Çocuk,
Arkadaşının yeni defterini
Ne kadar beğendiğini söylemedi.
Arkadaşının yeni defterini
Ne kadar beğendiğini söylemedi.
Bazı evlerde
Duvarlar konuşulanları değil,
Söylenmeyenleri biriktirir.
Duvarlar konuşulanları değil,
Söylenmeyenleri biriktirir.
Sabah erkenden açılan kapılar,
Akşam yorgun dönen adımlar,
Çekmecede bekleyen faturalar
Ve bir türlü sırası gelmeyen ihtiyaçlar.
Akşam yorgun dönen adımlar,
Çekmecede bekleyen faturalar
Ve bir türlü sırası gelmeyen ihtiyaçlar.
Bir sofraya kaç suskunluk sığar?
Çaydanlığın içinde kalan
Son sıcaklık kadar.
Elektrik düğmesine uzanırken
Akıldan geçen tereddüt kadar.
Son sıcaklık kadar.
Elektrik düğmesine uzanırken
Akıldan geçen tereddüt kadar.
“Bu ay da idare ederiz,” diyen
Bir sesin arkasındaki yorgunluk kadar.
Bir sesin arkasındaki yorgunluk kadar.
Sokağın öte yanında
Bir pazarcı tezgâhını topluyordu.
Ellerinde bütün günün telaşı,
Aklında yarının hesabı vardı.
Bir pazarcı tezgâhını topluyordu.
Ellerinde bütün günün telaşı,
Aklında yarının hesabı vardı.
Satamadığı meyveleri ayırırken
Eve götüreceği umutları da
Tek tek gözden geçiriyordu.
Eve götüreceği umutları da
Tek tek gözden geçiriyordu.
Bir yaşlı adam
Fırının önünde durdu.
Cebine baktı,
Vitrindeki fiyatlara baktı,
Fırının önünde durdu.
Cebine baktı,
Vitrindeki fiyatlara baktı,
Sonra yürümeye devam etti.
Şehir yerinden oynamadı;
Yalnız bir insanın akşamı
Biraz daha uzadı.
Şehir yerinden oynamadı;
Yalnız bir insanın akşamı
Biraz daha uzadı.
Apartmanın üçüncü katında
Bir kadın pencereyi kapattı.
Karşı binanın ışıklarına baktı.
Herkesin evinde bir hikâye olduğunu biliyordu,
Bir kadın pencereyi kapattı.
Karşı binanın ışıklarına baktı.
Herkesin evinde bir hikâye olduğunu biliyordu,
Ama kimsenin kapısını çalıp
“İyi misiniz?” diye soramıyordu.
“İyi misiniz?” diye soramıyordu.
Çünkü kalabalık şehirler
İnsanları birbirine yaklaştırıyor,
Gönüllerini bazen
Ayrı sokaklara bırakıyordu.
İnsanları birbirine yaklaştırıyor,
Gönüllerini bazen
Ayrı sokaklara bırakıyordu.
Bir çocuk ödevini yaptı.
Yarına gereken kitabı
Öğretmenine nasıl anlatacağını düşündü.
Defterinin kenarına
Yarına gereken kitabı
Öğretmenine nasıl anlatacağını düşündü.
Defterinin kenarına
Küçücük bir güneş çizdi.
Belki bazı umutlar
Önce kâğıtta büyüyordu.
Belki bazı umutlar
Önce kâğıtta büyüyordu.
Bir sofraya kaç suskunluk sığar?
Yıllardır aynı masaya oturup
Birbirine içinden geçeni söylemeyen
İnsanların arasındaki mesafe kadar.
Birbirine içinden geçeni söylemeyen
İnsanların arasındaki mesafe kadar.
Yan yana duran sandalyeler
Her zaman yakınlık anlamına gelmez.
Bazen iki insanın arasında
Koca bir gün,
Her zaman yakınlık anlamına gelmez.
Bazen iki insanın arasında
Koca bir gün,
Birikmiş kırgınlıklar
Ve sorulmamış sorular oturur.
Ve sorulmamış sorular oturur.
“Nasıl geçti günün?”
Küçücük bir cümle.
Ama bazı evlerde
Bu cümle yıllardır söylenmeyen
En güzel şeydir.
Bu cümle yıllardır söylenmeyen
En güzel şeydir.
Pazar yerinde kalan
Son demet maydanoz,
Durakta bekleyen
Son otobüs,
Son demet maydanoz,
Durakta bekleyen
Son otobüs,
Geceye yetişmeye çalışan
Son çalışan...
Son çalışan...
Hepsinin yüzünde
Aynı soru dolaşıyordu:
Aynı soru dolaşıyordu:
Hayat neden
İnsana kendisini anlatacak kadar
Vakit bırakmıyordu?
İnsana kendisini anlatacak kadar
Vakit bırakmıyordu?
Bir esnaf kepengini indirdi.
Komşu dükkânın ışığı çoktan sönmüştü.
Sokağın başındaki eski terzi
Bir süredir görünmüyordu.
Komşu dükkânın ışığı çoktan sönmüştü.
Sokağın başındaki eski terzi
Bir süredir görünmüyordu.
Mahalle değişiyor,
İnsanlar azalıyor,
Alışkanlıkların yerini
Sessiz bir yabancılık alıyordu.
İnsanlar azalıyor,
Alışkanlıkların yerini
Sessiz bir yabancılık alıyordu.
Oysa eskiden
Bir kapının önünde durmak
Sohbetin başlamasına yeterdi.
Birinin sıkıntısı duyulunca
Bir kapının önünde durmak
Sohbetin başlamasına yeterdi.
Birinin sıkıntısı duyulunca
Komşular birbirine yaklaşırdı.
Şimdi kapılar sağlamdı,
Kilitler yeniydi,
Ama selâmlar eskisi kadar
Şimdi kapılar sağlamdı,
Kilitler yeniydi,
Ama selâmlar eskisi kadar
Kolay ulaşmıyordu.
Bir sofraya kaç suskunluk sığar?
Bir babanın
Çocuğuna belli etmediği kaygı kadar.
Bir annenin
“Önümüzdeki ay alırız,” derken
Çocuğuna belli etmediği kaygı kadar.
Bir annenin
“Önümüzdeki ay alırız,” derken
Gözlerini kaçırması kadar.
Bir gencin geleceğini düşünürken
Pencereye dalması kadar.
Bir gencin geleceğini düşünürken
Pencereye dalması kadar.
Fakat her şey
Yalnız eksilmekten ibaret değildi.
Yalnız eksilmekten ibaret değildi.
Bir komşu kapıyı çaldı.
Elindeki poşeti uzatıp
“Fazla olmuş, paylaşalım,” dedi.
Kimse uzun uzun konuşmadı.
Elindeki poşeti uzatıp
“Fazla olmuş, paylaşalım,” dedi.
Kimse uzun uzun konuşmadı.
Ama o akşam
Bir evin sessizliği değişti.
Bir evin sessizliği değişti.
Bir öğretmen
Öğrencisinin masasına kitap bıraktı.
Bir pazarcı
Terazinin üstüne fazladan iki elma koydu.
Öğrencisinin masasına kitap bıraktı.
Bir pazarcı
Terazinin üstüne fazladan iki elma koydu.
Bir genç
Otobüsten inen yaşlı adama
Poşetlerini taşımayı teklif etti.
Otobüsten inen yaşlı adama
Poşetlerini taşımayı teklif etti.
Hayat,
Büyük sözlerle düzelmiyordu belki.
Ama küçük iyilikler
İnsanın içindeki kırgınlığı
Büyük sözlerle düzelmiyordu belki.
Ama küçük iyilikler
İnsanın içindeki kırgınlığı
Biraz olsun hafifletiyordu.
Akşam ilerledi.
Çaylar yeniden dolduruldu.
Masadaki hesap kâğıtları
Yerlerinden kaybolmadı.
Çaylar yeniden dolduruldu.
Masadaki hesap kâğıtları
Yerlerinden kaybolmadı.
Yarın yine aynı telaşla gelecekti.
Ama biri başını kaldırıp
“Bugün çok yoruldun mu?” diye sordu.
“Bugün çok yoruldun mu?” diye sordu.
Bir başkası,
“Anlatmak istersen dinlerim,” dedi.
“Anlatmak istersen dinlerim,” dedi.
Ve o anda
Sofranın ortasında
Görünmeyen bir şey değişti.
Sofranın ortasında
Görünmeyen bir şey değişti.
Bir sofraya kaç suskunluk sığar?
İnsanlar birbirini duymadığında
Bir ömür kadar.
Bir ömür kadar.
Birbirine kulak verdiğinde
Bir çayın soğuması kadar bile değil.
Bir çayın soğuması kadar bile değil.
Mehmet Aluç
9kez okundu
Okur halkası
Bu eser sizde ne bıraktı?
9 okunma · 0 onaylı yorum · 1 beğeni

Yorumlar
Okurların sesi
İlk yorumu siz bırakabilirsiniz.