YÜREĞİME DOKUNMA
Gidişinden sonra evin içindeki sessizlik, daha önce hiç tanımadığım bir ağırlığa dönüşmüştü. Sen kapıyı çekip çıktığın anda yalnızca bir insanı kaybettiğimi sanmıştım.
Ömer Halis Demir’e Otuz Kuş-Nazire-
Baba, o geceyi bir de benden dinle, Tebessümle, her zamanki gibi dinle. Rüyamda gül kokusu yayıldı etrafa, Damın üstünde 30 gül birden açtı.
Bediüzzaman Sait Nursi Birinci Lem'a Günümüz Türkçesiyle Anlamı 1
Hz. Yunus'un duası, insanın Allah'a yönelmesini anlatan çok güçlü dualardan biri olarak ele alınıyor. Hz. Yunus denize atılıyor, büyük bir balık tarafından yutuluyor. Deniz fırtınalı, gece karanlık ve şartlar tamamen ümitsiz görünüyor.
Yanık Gönüllere Su
Gece iner, gönüllerde bir sızı var, Ay tutulmuş, yıldızlarda bir nazar var. Ümmetinin hâline bak, ey Nebî, Yolumuzu aydınlatan bir iz var.
Buldum
Nefsim ile savaştım ben gecelerin koynunda Nice perdeler açıldı gönlümün derininde Bir zerreden deniz gördüm aşkın sonsuzluğunda Kendimi benden soyunca buldum Hakkı içimde
KIRIK SAAT -1-
Yıllardır gitmediği o ev, şehrin dışındaki tepede duruyordu. Çocukluğunun geçtiği, babasıyla son kez konuştuğu ve annesinin yıllarca hakkında tek kelime etmediği evdi.
Oysa Ne Çok İnsan Vardı
Bazı insanlar hayatımıza kapıyı çalarak girmez. Bir cümle bırakır, sonra gider. Sen bütün gece o cümlenin içinde yaşarsın.
Beni Terk Et Git Mi Dedim
Aşk mı şiirdir şiir mi aşk? Neyi anlatırdı bir hayat boyu aşk? Bazen bir bakış bazen bir duygu Hiçbir zaman olmadı aşk bir kurgu
Bir Kupanın İçinde Bir Milletin Kalbi
Bazı şampiyonluklar vardır; yalnızca bir kupanın kazanıldığı gün olarak kalmaz, geriye dönüp bakıldığında o kupaya giden bütün yolları, çekilen bütün sıkıntıları, kazanılan ve kaybedilen her sayıyı, sessizce yapılan bütün fedakârlıkları ve milyonlarca insanın aynı anda attığı kalbi hatırlatır.
Boş Hayaline
Her gece içime çöker yokluğun, Sessizce kapımı çaldı yokluğun, Her köşe başında kaldı yokluğun, Ben yine sarıldım boş hayaline.
En İmkânsız Aşkı Gerçek Kılan
Belki de insanın hayatında bazı günler vardır; yaşanmış olmaktan çok, insana bir şey anlatmak için gelir. Sabahın ışığı perde arasından süzülürken, insan yalnızca yeni bir güne uyandığını sanır. Oysa her yeni gün, görünmeyen bir elin omzumuza bıraktığı sessiz bir işarettir.
Bir Sen Kaldın İçimde
Sana söyleyemediğim ne varsa Gecelere bıraktım. Belki bir yıldızın ucunda görürsün diye Adını sessizce söyledim. Sonra sustum. Çünkü bazı ayrılıklar
Önyargının Çıkmaz Sokakları
İnsanın zihninde görünmeyen sokaklar vardır. Bu sokakların tabelaları yoktur, haritalarda yer almazlar ve çoğu zaman oraya ne zaman girdiğimizi bile fark etmeyiz.
Jane Austen – Gurur ve Önyargı Kitap İncelemesi
Jane Austen’ın Gurur ve Önyargı romanı, aşkın yanı sıra gurur, önyargı, toplumsal sınıflar ve insanın kendi yanılgılarıyla yüzleşmesi üzerine kurulmuş zamansız bir eserdir. 1813 yılında yayımlanan roman, aradan geçen yüzyıllara rağmen insan ilişkilerini anlatmadaki gücünü hâlâ koruyor.
Sokaklar
Gözler nelere şahit oldu ki saklar bakar, Sensiz bomboş kaldı bu sessiz sokaklar, Bir zaman sesimiz yankılanırdı taşta, Adını fısıldar gecede sokaklar.
Gönül Kapısı
Gel de şu gönlümün kapısını arala, Hasretin düşmesin gecelerden sabaha, Bir selâmın yeter, yeter bana, Adını yazmışım ömrümdeki kitaba.
Yanlış Kapıya Bırakılan Paket
Leyla Hanım, apartmanın üçüncü katında tek başına yaşıyordu. Yetmiş iki yaşındaydı. Akıllı telefonunu yalnızca çocukları aradığında açıyor, gelen iletilerin çoğunu okuyamadan kapatıyordu.
Tatlı Uykulara
Ben veda ettim hüzünle tatlı uykulara, Adını bıraktım gecenin koynunda duvara, Bir yıldız düşürdüm sessizce uzaklara, Ben veda ettim hüzünle tatlı uykulara.
Senden Haber
Şimdi hangi rüzgâra sorsam senden haber, Her yaprakta bir başka hatıran eser, Geceler adını fısıldar, içimde büyür keder, Sensiz geçen her mevsim yüreğimde seni arar.
Türkünün Yeni Sesi: Yapay Zekâ ile Gelen Duygu Gerçek midir?
Bu aralar YouTube’da yapay zekâ yardımıyla hazırlanmış türküler yağmur gibi yağıyor. İnsan birini dinliyor, ardından karşısına benzer bir başkası çıkıyor. Kimi bozlak havasında yükseliyor, kimi uzun hava gibi içimize ağır ağır yerleşiyor.
Ekranda Görünmeyenler
Sabahın ilk otobüsü yine tıklım tıklımdı. İnsanlar birbirlerine değmemek için omuzlarını küçültüyor, bakışlarını telefonlarına indiriyordu. Aynı durakta bekleyen, aynı otobüse binen ve çoğu zaman aynı iş yerlerine giden insanlar, aylardır birbirlerinin yüzünü görüyor fakat isimlerini bilmiyordu.
Sabah Gelmiyor
Sensiz bu geceler de sabah gelmiyor, Gözlerim kapıda, uykum gelmiyor, Adını anınca gönlüm dinmiyor, Bu yürek senden başka yar istemiyor.
Niye Gelmedin?
Çıkarım her gün kapıya, Ey nazlı gülüm, sen mi geldin? Koşup gelmedin ya yanıma, Söyle ey nazlım, niye gelmedin?
Unut Deseniz de
Ben bu aşkla senle bu cihana sığamam, Anlat deseniz de ben anlatamam, Yaradan aşkı sırlı eylemiş, Unut deseniz de ben aşkı unutamam.
Bir Sararmış Mektup Kaç Geceyi Sarartır
Bir sararmış mektup Kaç geceyi sarartır, Kaç uykuyu böler,
Bizim Sema Yine Aynı Sema
Bizim Sema yine aynı Sema, Dudak büken, Burun kıvıran havasında.
Günün Yükü Neden Kapının Dışında Kalmıyor?
İnsan eve döndüğünde yalnız bulunduğu yeri değiştirir; yaşadıklarını geride bırakması her zaman mümkün olmaz. Kapı kapanır, sokaktaki sesler azalır, ayakkabılar çıkarılır, ceket askıya asılır. Fakat gün boyunca biriken düşünceler, duyulan sözler, yapılan hesaplar ve ertelenen kaygılar insanla birlikte içeri girer.
Bir Sofraya Kaç Suskunluk Sığar?
Akşam, Sokağın başından ağır ağır geliyordu. Pencerelerde ışıklar yanmış, Herkes kendi evine dönmüş, Ama kimse günün yükünü Kapının dışında bırakamamıştı.
Hüzün Adres Değiştirmedi
Bana gönderdiğin hüzün, Hiç adres değiştirmedi. Geceler geçti üstünden, Nedense hiç eksilmedi.
Gözlerinde
Geceler saçımı sardı Sessizlik bağrıma daldı Bir haber gelmedi senden Gözlerimde yaşın kaldı
Mendilimde Kuruyan Gözyaşı
Tren garının eski saati, akşamın yedisini gösteriyordu. Yağmur, çatının paslanmış oluklarından ince ince süzülüyor; peronda bekleyen insanların omuzlarına, bavullarına ve yarım kalmış vedalarına düşüyordu. Zeynep, elindeki beyaz mendili avuçlarının arasında buruşturmuştu. Gözleri, rayların uzandığı karanlığa takılıydı.
Sen Âlemlere Rahmet Olarak Doğdun
Sen âlemlere rahmet olarak doğdun Kuru gönüllere gül olup doğdun Yetimlerin başı okşandı senle Garip kullarına yâr olup doğdun
Söyleyin
Bilmez o vefasız, sevdiği ağlar, Elin kolunu da oturmuş bağlar, Yürekte kor gibi ateşler çağlar, Söyleyin vefasız, yar oturmuş ağlar.
Zayıflamak Ve Diyete Girmek Kolay Değildir
Zayıflamak ve diyete girmek kolay değildir. Çünkü insan bazen yalnızca sofradaki ekmekle, tatlıyla ya da gece gelen o küçük atıştırma isteğiyle mücadele etmez; kendi alışkanlıklarıyla, ertelemeleriyle ve aynada görmek istemediği tarafıyla da yüzleşir.
Eğer Cuma Hutbelerinde Filistin Anlaşılsaydı
Her cuma milyonlarca insan camilere giriyor. Ayakkabılar kapının önünde kalıyor, dünya dışarıda bırakılıyor, saf saf diziliyoruz. Bir imam kürsüye çıkıyor ve bize birkaç kelime söylüyor: Adalet, merhamet, kardeşlik, kul hakkı, mazlum, zalim... Biz dinliyoruz
Pencere
Bazı akşamlar İnsan kendi kapısına geç gelir, Anahtar döner Fakat içeride onu karşılayan Eski bir duvar saatidir.
Uykusuz Gecelerde
Şu uykusuz gecelerde, hasretle uyumak çok zor Kapanmayan pencerede, beklemek gönülde bir kor Ay gölgeler bırakırken, eski bir hatıra doğar Her özleyen yürek bilir, geceler getirir efkâr
Medeniyet Tiyatrosunda Sahne Arkası
Medeniyet yalnızca teknoloji, zenginlik ve görkemli şehirler değildir. Gerçek medeniyet; adalet, paylaşma, merhamet ve insanın insana karşı sorumluluğuyla ölçülür. “Medeniyet Tiyatrosunda Sahne Arkası”, medeni olduğunu söyleyen toplumların sahne önündeki söylemleriyle sahne arkasındaki gerçekleri sorguluyor
Bir Hilalin Nöbetçisi Ömer Halisdemir
Çukurkuyu sabahında, bir yiğidin adı doğar Torosların yamaçları, onun sesini hep duyar Bir hilalin gölgesinde, vatan nöbetini bekler Ömer adı gönüllerde, çağdan çağlara hep akar
Yarım Kalan
Hep yarım bıraktın gönlü, tamamlanmadı hikâye Akıttın gözyaşlarını, mendil yetişmedi niye Her sözün düğüm olup da, sessiz gecelere kaldı Yarım kalan gönül sordu, bu vedaya sebep neydi
Sözü Dile Gelmese de
Aşk ilinde gönül gezer, cefayı hoş eylese de Gönül figan edip ağlar, ahı dağları delse de Gurbet ilinde çileler, gölge gibi yolu sarar Gönül teli kırık kalsa, sözü dile gelmese de
Hafif Kalır
Yâr sözünü altın sanır, tartınca elde ne kalır Her gülüşü vefa sanan, boş terazide yanılır Bir mühür vurulmuş söze, vicdan yoksa hemen söner Vefanın terazisinde, yalancı söz hafif kalır
ÂLEMLERE RAHMETSİN EY NURLU PEYGAMBERİM
İnsan bazen yaşadığı çağın gürültüsünden yorulur. Sokakların, kalabalıkların ve makinelerin çıkardığı sesten değil yalnızca; bitmek bilmeyen arzuların, çıkarların, kırgınlıkların ve haksızlıkların oluşturduğu görünmez gürültüden de yorulur.
Âlemlere Rahmetsin Ey Nurlu Peygamberim
Asrın gürültüsünde yorgun ömrü bıraktım, Adının sükûtuna bütün yükü bıraktım, Rahmetinin önünde mahzun gönlü bıraktım, Âlemlere rahmetsin ey nurlu Peygamberim.
Yavaş Yavaş
Akşam iner, gölgeler uzar yine, Bir eski şarkı dolaşır dilimde. Adını anmam, sesin gelir bana, Gönül seni hep arar ağır ağır.
Söz Ustası Sanılır
Üç satırı dizince hemen usta sanılır Emek nedir bilmeyen bu yollarda yanılır Bilgiye sırt dönülse hep geride kalınır Sanat yalnız övgüyse uzaktan da bakılır Her kalem tutan kişi söz ustası sanılır
Sora Sora
Akıl kalmadı başımda, varamaz yalnız doktora Yolunu seçemez olmuş, gider böyle sora sora İnanmış vefasız söze, pişman olur ondan sonra Kim arayıp hâl soracak, kim hatırlar yıllar sonra
Kim Bu Soruların Cevabını Bilebilir
Aynı kelime, dört farklı anlam; doğru cevap ise yalnızca bir tane! Şıklardaki kelime oyunlarına dikkat edin, ilk düşündüğünüz cevap sizi şaşırtabilir.
Mekke’de Atılan İmza
Bazen bir masada atılan üç imza, yalnızca ülkelerin geleceğini değil, dünyanın güç dengesini de değiştirebilir. Dünya, ülkelerin yalnızca kendi sınırlarını koruyarak güvende kalabilecekleri bir yer olmaktan çıkıyor.
Gözyaşımın Düştüğü Sokak
Boğazımda Hangi mevsimden kaldığını bilmediğim Eski bir düğüm var.
İnsan Denen Değer Teraziyle Tartılmasın
Bir ömrü eksik tarttın, teraziler utandı Verdiğin hüküm değil, duvarlara dayandı Adımı yok sayarken, mürekkebin bulandı Gerçeğin ağır geldi, bütün hesap kapandı
Aşkın Aynasında İnsan-Monolog Röportaj-1-
Kalbine bir sevda değmiş olanları, sevdiği hâlde susanları, bekleyip de kavuşamayanları, giderken kendinden bir parça bırakanları ve bütün kırgınlıklarına rağmen gönlünde hâlâ iyiliği taşıyanları aşkla selamlıyoruz.
Aşkı İlmek İlmek Örmek
Kasabanın en eski sokağında, zamanın uğramayı unuttuğu küçük bir dükkân vardı. Kapısındaki solgun tabelada yalnızca iki kelime okunurdu: Kayıp İlmekler. Söylentiye göre bu dükkâna yolu düşenler, sökülen kazaklarını değil, yarım bırakılan hikâyelerini onartmaya gelirdi.
SÖZLÜK DIŞINA TAŞAN KASABA -1-
Bir kelime doğdu o sabah, koskoca kasabanın dili tutuldu. Lafazanpınar’da yeni bir kelime söylemenin cezası üç gün susmaktı.
Manav-1. Bölüm.
O gece Çınarlı Mahallesi’nde bütün ışıklar birer birer söndü; fakat hiç kimse, duvarları dökülmüş küçük bir evde açlığından uyuyamayan Zehra’yı görmedi. Oysa mahallede herkes birbirini tanıdığını sanırdı, o ise hep ağlardı…
Gönül Aynasını Parlatan Şiir
İnsan gönlü, hayatın içinden geçerken farkında olmadan tozlanır. Kırgınlıklar bir köşesine, telaşlar başka bir köşesine siner. Söylenemeyen sözler, ertelenen sevinçler, unutulduğu sanılan hatıralar zamanla gönlün üzerini örter.
Neşe Ararken
Aradığım neşe çok zor, arandıkça geç bulunur, Elde neşe coşkun olur, gülen yüzler ışık bulur. Dönerim hep dört bir yana, harman gibi can yorulur, Bir umut düşer toprağa, sabır ile güç bulunur.
Hacivat Ve Karagöz- PERDENİN ÖTE YANI: FİLİSTİN
Vicdanın sustuğu yerde zulüm, kendisini haklı sanmaya başlar. Zulüm önce uzaktaki kapıyı çalar; O kapının sesine susanlar, Kendi kapıları çalındığında sessizliğin neyi büyüttüğünü geç anlar.
Sessiz Yolun Hikmeti
Seher iner dağlara, tomurcuklar göz açar, Bir serin yel ovada, başakla selâm eder. Uzak köyün yolunda kuşlar göğe iz çizer, Gönülden doğan bir söz nice engelden geçer.
SEKİZİNCİ ŞEHİR
Her bölüm bir kapı, her kapının ardında başka bir sır…
Ömrün Düğümleri
Ömür ince bir kilim, her ilmeğinde düğüm, Günler açılan defter, her sabah başka bölüm. Yaprak dalından düşer, mevsim için bu ölüm, Sabırla bakan insan, bilmeceye bulur çözüm.
Bir Gün
Gözyaşımda akma dedim, ey gönlümdeki sevdiğim, Bir gün dönersin dediğim, yollarında beklediğim. Her akşam sisler içinden, gözlerini düşlediğim, Geçen yıllara aldırmam, bir ömürdür özlediğim.
İsmin Kazındı Aklımda
Tat kalmadı dimağımda, ismin kazındı aklımda, Gidişinle yandı gönlüm, kaldım zamanın bağrında. O bakışınla aldattın, beni en güzel çağımda, Gerçek sandım bütün sözü, yalan kaldı avucumda.
Farha: Bir Film Bir Pencereden Filistin’in Hafızasına Bakmak
Filistin üzerine çekilen filmler yalnızca savaşın ve siyasetin görünen tarafını anlatmaz. Yerinden edilen insanların yarım kalan hayatlarını, evlerini, ailelerini ve gelecek hayallerini de sinemanın hafızasına taşır. Yönetmen Darin J. Sallam’ın Farha adlı filmi de 1948’de yaşanan Nekbe’yi genç bir kızın gözünden anlata
Düşseydin Benim Derdime
Düşseydin sen de benim gibi benim derdime Hasret gelmezdi gece gündüz hiç düşlerime Sorular düştü bir bir benim yorgun zihnime Bir umut ışık oldu sessiz bekleyişime
Monolog Röportaj -Aşkın Henüz Yazılmamış Cümleleri-
Aşkın Henüz Yazılmamış Cümleleri
Hasret İline
Sabahtan uğradım hasret iline Yârin içinde gezdiği evine Bir eski türküydü kalan dilimde Sessizlik oturmuş yârin yerine
Asırlık Gece: Hafızanın Karanlığına Tutulan Işık
15 Temmuz’u anlatmak kolay değildir. Çünkü o gece yalnızca belirli kurumlara karşı gerçekleştirilen bir darbe girişimi değil, insanların hafızasında derin izler bırakan büyük bir kırılmaydı. Kimi insan sokaklarda yaşananlara tanıklık etti, kimi evinde sabaha kadar haberleri takip etti, kimi de yakınlarından gelecek bir
Farha: Bir Film Bir Pencereden Filistin’in Hafızasına Bakmak
Filistin üzerine çekilen filmler yalnızca savaşın ve siyasetin görünen tarafını anlatmaz. Yerinden edilen insanların yarım kalan hayatlarını, evlerini, ailelerini ve gelecek hayallerini de sinemanın hafızasına taşır. Yönetmen Darin J. Sallam’ın Farha adlı filmi de 1948’de yaşanan Nekbe’yi genç bir kızın gözünden anlata
Türküler Susmuyor: 2026’nın Yeni Halk Müziği Yayınları
Türkü, yalnızca geçmişten kalan bir hatıra değildir. Her yeni yorumla başka bir sese, başka bir zamana ve yeni dinleyicilere ulaşır. Bağlamanın teli değişebilir, kayıt yöntemleri yenilenebilir; fakat türkünün taşıdığı insan hâlleri kolay kolay eskimez.
Kahkahanın Kapı Kapı Dolaştığı Köy
Sarı pınar köyü, iki çıplak tepenin arasına serilmiş eski bir kilim gibi dururdu. Kilimin yeşil iplikleri kavaklar, boz renkli yerleri tarlalar, mavi çizgisi ise köyün aşağısından geçen incecik dereydi. Uzaktan bakıldığında kerpiç evler toprağın içinden kendiliğinden yükselmiş gibi görünürdü. Duvarlarla tarla aynı renk
Bir Şehit, Bir Öykü, Bir Şiir: Hatıraları Edebiyatla Yaşatmak
Bir Şehit, Bir Öykü, Bir Şiir: Hatıraları Edebiyatla Yaşatmak
İskelede Unutulan Mektup
Üsküdar’daki küçük kütüphanenin duvar saati üç gündür aynı zamanı gösteriyordu: 16.20. Kütüphanede eski kitapları onaran kırk iki yaşındaki Aylin, her başını kaldırdığında akrep ile yelkovanın aynı yerde beklediğini görüyor, zamanın o küçük salonda ilerlemeyi unuttuğunu düşünüyordu. Dışarıda vapurlar gidip geliyor, m
Nar Çiçeği: Gönülden Gönüle Bir Yolculuk-
Bazı kitaplar anlattığı olaylardan çok insanda bıraktığı duyguyla hatırlanır. Eda Bildek’in Nar Çiçeği – Yılın İlk Güneşi adlı romanı da böyle eserlerden biri. Kitap, okuru Tillo’nun yıldızlı gecelerine ve tasavvufun derinliklerine doğru uzun bir yolculuğa çıkarıyor.
Ağır Roman Üzerine İlk İzlenimlerim
Metin Kaçan’ın Ağır Roman kitabının daha ilk sayfalarında alışılmışın dışında bir dünyaya giriyoruz. Kolera Sokağı’nın kendine özgü insanları, onların kavgaları, sevinçleri ve hayata tutunma çabaları anlatılıyor. Kitabın havası sert olsa da satırların arasında derin bir hüzün hissediliyor.
Gönlümdeki Karlar Erimez
Yazlar gelse de yine gönlümde kar erimez Güneş değse dağlara bu ayaz yine dinmez Yollar bahara dönse gönlüm gülmeyi bilmez Unutulmuş hatıra kolay kolay silinmez
Gönlüm Hep Seni Anar
Gönlüm dara düşsün istemezdim, Ne bilirdim sönmüş közüm yanar, Gece çöker, eski yaram kanar, Her nefeste gönül seni anar.
Nefsimi Sultan Saymadım -1-
Bir tohum uyandı taşın dibinde, Kök saldı sessizce toprak içinde, Dallarım yükseldi bir tan vaktinde, Boranı yoluma engel saymadım.
Gönül İncitmeden
Bülbül zayi olur gülün elinde, Ne söylersen kalır kulun dilinde, Bir gemi kaybolur çölün içinde, Gönül incitmeden dur sen yerinde.
Suçtan Daha Ağır Bir Ceza: Vicdan
Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'sı, insanın kanunlardan önce kendi vicdanında yargılandığını gösteren sarsıcı bir ruh çözümlemesidir.
Altmış Beş Yıl Sende Birikti
Yaş, üzerimize eklenen ağır bir sayı değil; içimizde çoğalan zamanın sessiz toplamıdır.
Kendime Geç Kaldığım Gün
O eve yıllar sonra döndüğümde hiçbir eşya beni tanımadı; meğer bekleyen ev değil, çocukluğummuş.
Korkular Çalışmayacak Bugün
İçimdeki Felaketleri Önceden Hazırlama Müdürlüğü bugün bütün dosyalarını kapattı.
Kaysı Bahçelerinde Bir Yaz
Her kaysı içine biraz güneş dolduruyor, o ışığı soğuk günlere saklıyordu.
