Bir Sofraya Kaç Suskunluk Sığar?
Akşam, Sokağın başından ağır ağır geliyordu. Pencerelerde ışıklar yanmış, Herkes kendi evine dönmüş, Ama kimse günün yükünü Kapının dışında bırakamamıştı.
Hüzün Adres Değiştirmedi
Bana gönderdiğin hüzün, Hiç adres değiştirmedi. Geceler geçti üstünden, Nedense hiç eksilmedi.
Gözlerinde
Geceler saçımı sardı Sessizlik bağrıma daldı Bir haber gelmedi senden Gözlerimde yaşın kaldı
Sen Âlemlere Rahmet Olarak Doğdun
Sen âlemlere rahmet olarak doğdun Kuru gönüllere gül olup doğdun Yetimlerin başı okşandı senle Garip kullarına yâr olup doğdun
Söyleyin
Bilmez o vefasız, sevdiği ağlar, Elin kolunu da oturmuş bağlar, Yürekte kor gibi ateşler çağlar, Söyleyin vefasız, yar oturmuş ağlar.
Pencere
Bazı akşamlar İnsan kendi kapısına geç gelir, Anahtar döner Fakat içeride onu karşılayan Eski bir duvar saatidir.
Uykusuz Gecelerde
Şu uykusuz gecelerde, hasretle uyumak çok zor Kapanmayan pencerede, beklemek gönülde bir kor Ay gölgeler bırakırken, eski bir hatıra doğar Her özleyen yürek bilir, geceler getirir efkâr
Bir Hilalin Nöbetçisi Ömer Halisdemir
Çukurkuyu sabahında, bir yiğidin adı doğar Torosların yamaçları, onun sesini hep duyar Bir hilalin gölgesinde, vatan nöbetini bekler Ömer adı gönüllerde, çağdan çağlara hep akar
Yarım Kalan
Hep yarım bıraktın gönlü, tamamlanmadı hikâye Akıttın gözyaşlarını, mendil yetişmedi niye Her sözün düğüm olup da, sessiz gecelere kaldı Yarım kalan gönül sordu, bu vedaya sebep neydi
Sözü Dile Gelmese de
Aşk ilinde gönül gezer, cefayı hoş eylese de Gönül figan edip ağlar, ahı dağları delse de Gurbet ilinde çileler, gölge gibi yolu sarar Gönül teli kırık kalsa, sözü dile gelmese de
Hafif Kalır
Yâr sözünü altın sanır, tartınca elde ne kalır Her gülüşü vefa sanan, boş terazide yanılır Bir mühür vurulmuş söze, vicdan yoksa hemen söner Vefanın terazisinde, yalancı söz hafif kalır
Âlemlere Rahmetsin Ey Nurlu Peygamberim
Asrın gürültüsünde yorgun ömrü bıraktım, Adının sükûtuna bütün yükü bıraktım, Rahmetinin önünde mahzun gönlü bıraktım, Âlemlere rahmetsin ey nurlu Peygamberim.
Yavaş Yavaş
Akşam iner, gölgeler uzar yine, Bir eski şarkı dolaşır dilimde. Adını anmam, sesin gelir bana, Gönül seni hep arar ağır ağır.
Söz Ustası Sanılır
Üç satırı dizince hemen usta sanılır Emek nedir bilmeyen bu yollarda yanılır Bilgiye sırt dönülse hep geride kalınır Sanat yalnız övgüyse uzaktan da bakılır Her kalem tutan kişi söz ustası sanılır
Sora Sora
Akıl kalmadı başımda, varamaz yalnız doktora Yolunu seçemez olmuş, gider böyle sora sora İnanmış vefasız söze, pişman olur ondan sonra Kim arayıp hâl soracak, kim hatırlar yıllar sonra
Gözyaşımın Düştüğü Sokak
Boğazımda Hangi mevsimden kaldığını bilmediğim Eski bir düğüm var.
İnsan Denen Değer Teraziyle Tartılmasın
Bir ömrü eksik tarttın, teraziler utandı Verdiğin hüküm değil, duvarlara dayandı Adımı yok sayarken, mürekkebin bulandı Gerçeğin ağır geldi, bütün hesap kapandı
Neşe Ararken
Aradığım neşe çok zor, arandıkça geç bulunur, Elde neşe coşkun olur, gülen yüzler ışık bulur. Dönerim hep dört bir yana, harman gibi can yorulur, Bir umut düşer toprağa, sabır ile güç bulunur.
Sessiz Yolun Hikmeti
Seher iner dağlara, tomurcuklar göz açar, Bir serin yel ovada, başakla selâm eder. Uzak köyün yolunda kuşlar göğe iz çizer, Gönülden doğan bir söz nice engelden geçer.
Ömrün Düğümleri
Ömür ince bir kilim, her ilmeğinde düğüm, Günler açılan defter, her sabah başka bölüm. Yaprak dalından düşer, mevsim için bu ölüm, Sabırla bakan insan, bilmeceye bulur çözüm.
Bir Gün
Gözyaşımda akma dedim, ey gönlümdeki sevdiğim, Bir gün dönersin dediğim, yollarında beklediğim. Her akşam sisler içinden, gözlerini düşlediğim, Geçen yıllara aldırmam, bir ömürdür özlediğim.
İsmin Kazındı Aklımda
Tat kalmadı dimağımda, ismin kazındı aklımda, Gidişinle yandı gönlüm, kaldım zamanın bağrında. O bakışınla aldattın, beni en güzel çağımda, Gerçek sandım bütün sözü, yalan kaldı avucumda.
Düşseydin Benim Derdime
Düşseydin sen de benim gibi benim derdime Hasret gelmezdi gece gündüz hiç düşlerime Sorular düştü bir bir benim yorgun zihnime Bir umut ışık oldu sessiz bekleyişime
Hasret İline
Sabahtan uğradım hasret iline Yârin içinde gezdiği evine Bir eski türküydü kalan dilimde Sessizlik oturmuş yârin yerine
Gönlümdeki Karlar Erimez
Yazlar gelse de yine gönlümde kar erimez Güneş değse dağlara bu ayaz yine dinmez Yollar bahara dönse gönlüm gülmeyi bilmez Unutulmuş hatıra kolay kolay silinmez
Gönlüm Hep Seni Anar
Gönlüm dara düşsün istemezdim, Ne bilirdim sönmüş közüm yanar, Gece çöker, eski yaram kanar, Her nefeste gönül seni anar.
Nefsimi Sultan Saymadım -1-
Bir tohum uyandı taşın dibinde, Kök saldı sessizce toprak içinde, Dallarım yükseldi bir tan vaktinde, Boranı yoluma engel saymadım.
Gönül İncitmeden
Bülbül zayi olur gülün elinde, Ne söylersen kalır kulun dilinde, Bir gemi kaybolur çölün içinde, Gönül incitmeden dur sen yerinde.
